Âkıbetten Korkmak
Dünyevî âkıbetten korkmak insan fıtratının icabıdır. Bir kimse otobüsle, gemiyle veya uçakla bir menzile müteveccihen[1] seyahat etse, o menzile mutlaka ulaşacağını garanti edemez. Her an bir trafik kazâsı veya bir fırtına sebebiyle o seyahat sona erebilir ve o insan da ölümü tadabilir.
İşte aynı şekilde, Cenâb-ı Hakk’ın emir ve nehiylerine riayet etmekle cennete müteveccihen yol alan bir mü’min de bu yolculuğun cennetle son bulacağını garanti edemez. Her an mânevî bir musibet veya fırtına insanı yarı yolda koyabilir. Bu seyahatte de âkıbetimizden daima korkmalı ve Rahîm-i Zülcemâl’in dergâhına ilticâ[2] ve ondan istimdat[3] etmeliyiz.
[1] Müteveccihen: Yönelerek, müteveccih olarak, bir yere doğru gitmek üzere niyetlenerek veya yola çıkarak.
[2] İlticâ: Sığınma, himâyesi altına girmeyi isteme.
[3] İstimdat: Yardım isteme, imdada çağırma.

Bu konuda geri bildirim bırakın