Nükteler

Had Altına Alış

Had Altına Alış

İnsan, aklını sırat-ı müstakîme uydurduğu takdirde kuvve-i şeheviye,[1] kuvve-i gadabiye[2] gibi kuvvelerini de had altına alıp sırat-ı müstakîme[3] îsal[4] ediyor. Bunu yapamadığı takdirde ifrat ve tefrit ile hem şahsî hayatını, hem de içtimâî hayatı herc ü merc[5] ediyor.

İnsan, kâinatın bir küçük meyvesi olduğu cihetle mezkûr kuvvelerin misalleri kâinatta kuvve-i câzibe,[6] kuvve-i dâfia[7] gibi kanunlar şeklinde tezâhür etmektedir. Bu kanunlar elbette ki, bir Hakîm-i Mutlak tarafından had altına alınmış ve bu kâinata semeredar[8] bir vaziyet verilmiştir. Lâkin kâinattaki kanunların tahdidi[9] ıztırarî[10] olduğundan, bu kâinat kendisinden maksud[11] olan neticeleri vermekle bizatihî terakkî[12] etmemektedir.

İnsanın terakkisine sebep olan husus, kâinatın hilâfına[13] olarak, insandaki kuvvelerin had altına alınmasının onun kendi iradesine bırakılmış olmasıdır.

İşte, bir insan, meyvesi bulunduğu bu kâinat ağacını sevk ve idare eden Kadîr-i Ezelî’nin ferman-ı kudsîsi[14] olan Kur’ân-ı Hakîm’e tatbik-i hareket[15] etse, kâinattaki itaat yürüyüşünde en ön safı alacak ve halife-i arz olma şerefine mazhariyetle ebedî saadete namzet olacaktır.


[1]       Kuvve-i şeheviye: Şehvet gücü.

[2]       Kuvve-i gadabiye: Öfke gücü.

[3]       Sırat-ı müstakîm: Dosdoğru yol.

[4]       Îsal: Ulaştırma, ulaştırılma, eriştirme, eriştirilme.

[5]       Herc ü merc: Karmakarışıklık.

[6]       Câzibe kanunu: Çekim gücü.

[7]       Dâfia kanunu: İtme gücü.

[8]       Semeredar: Meyveli, verimli.

[9]       Tahdid: Sınırlama, sınır koyma.

[10]      Iztırarî: Zorunlu olarak, çaresizce.

[11]      Maksud: İstenilen şey, amaç, gaye, maksat.

[12]      Terakki: İleri gitme, ilerleme, gelişme.

[13]      Hilâf: Ters, aykırı.

[14]      Fermân-ı kudsî: Kutsal buyruk.

[15]      Tatbik-i hareket: Bir sisteme ve kurala göre hareket etme veya uygulamada bulunma.

Bu konuda geri bildirim bırakın

  • Değerlendirme
X