Muhtelif Hatıralar

Filistinli Hocanın Fikirlerini Tashihi

Filistinli Hocanın Fikirlerini Tashihi

İlahiyatçı, İş Adamı Said Özadalı Bey anlatıyor;

“1986 yılında Mekke-i Mükerreme’de Umm El-Kura Üniversitesinde talebeydim. Harekât-ül Bahs-il İslami diye bir mukarrer dersimiz vardı. Mezkûr dersimizin hocası Hafız El Caberî isminde Filistinli bir zattı. Ders kitabı olarak okutulan kitapta İslami cemaatler ve hizmetleri anlatılıyordu.

Türkiye bölümünde ağırlıklı olarak Risale-i Nur ve Nur Cemaatine yer verilmişti. Ve Nur Cemaatini değerlendirme bölümünde maalesef çok yanlışlar vardı. “Nur Cemaati Terazide” diye dokuz maddede bir değerlendirme yapılmıştı. Dokuz maddenin tamamı da yanlış şeylerdi desek, mübalağa etmiş sayılmayız. Tabii siyasilerden alınmış bilgilerle “Risale-i Nur ve Nur cemaati fil mizan” diye, böyle maalesef çok yanlış değerlendirmelerde bulunmuştu.

Ben de ilgili bölümün fotokopisini çekip Fırıncı Ağabeye göndermiştim. Fırıncı Ağabey, Allah rahmet eylesin, yememiş içmemiş, bir ay içerisinde bize çok güzel bir şekilde 18 sayfa, o kitaptaki yanlışları düzeltmiş. Risale-i Nurların ilgili yerlerinden Arapçaya tercüme ettirmiş o zaman. Yani o bizim gönderdiğimiz bölümü ilk önce Türkçeye çeviriyor, sonra cevaplarını buluyor, sonra Arapçaya tercüme ediyor, sonra Almanya’dan bir tane daktiloyla ile yazdırıyor ve bize gönderiyor bir ay içerisinde.

Tabii bu elimize geçer geçmez, üniversite ders kitabı bu, yani sıradan bir şey de değil. Onu o derse giren talebelere dağıttık. Fotokopilerini çekip en son olarak ta hocaya götürdük. Ders hocası da tabii okuyunca şaşırdı. Dedi, “Bunlardan, daha önce bahsetmemiştiniz.” Dedim “bizim böyle bir kitaptan haberimiz yoktu.”

Allah rahmet etsin, tam o sırada Mehmed Kırkıncı hocam Umreye gelmişti. Mekke-i Mükerreme’de onunla da konuştuk tabii, o ders kitabında zikredilen yanlışlıklardan. İthamlardan bir tanesi “Nur talebelerinin hepsi köylü, cahil, çiftçilerden oluşur. Öyle kültürlü, âlim kimseler yoktur aralarında” diye böyle bir madde var.

Ben de Hafız El Caberî adındaki bu Filistinli hocamıza dedim ki “Eğer müsaitseniz, Nur talebesi ağabeylerimizden bir zat şu anda Umre’ye gelmiş, sizi onunla görüştürelim. Onunla bir araya gelelim Beytullah’ta.” “Tamam” dedi. Akşam namazından sonra Rükn-i Yemanî’nin karşısında buluştuk. Abdülhamit Doğan ağabey de vardı o zaman.

Bu hatırayı Kırkıncı Hocam kendi kitabında da(Hayatım Hatıralarım s.371 v.d) yazıyor.

Bizim Filistinli hocamız Hafız El Caberî de geldi. Kırkıncı Hoca’yı görünce tabii bizim hocamızın suallerinin yarısı geçti, gitti. Yani şimdi ithamlardan bir tanesi de “bunlar cahildir, köylüdür. Risale-i Nur talebeleri Risale-i Nur’dan başka bir şey okumazlar.” Hoca, Allah rahmet eylesin, deniz derya. Mantık desen var, felsefe, tefsir, her şey var. Bir de sakal da bırakmış o zaman. Hani “Sünnet-i Seniyyeye de ittiba etmiyorlar” diye bir itham da vardı. Gece geç saatlere kadar sohbetimiz devam etti.

O kitabı daha sonra Hoca bize verdi “Kırkıncı Hocama takdim edin” diye. Daha doğrusu dedi ki “Bunu alın siz, Risale-i Nur’la ilgili, Nurculuk ile ilgili bölümün tamamını tashih edin. Ben ondan sonra neşredeyim.” Allah rahmet eylesin, Fırıncı Ağabeyin de himmetleri ile, yardımlarıyla o kitap ıslah edildi. Daha sonra üniversitede o kitap, ders kitabı olarak yeniden neşredildi.

Kaynak: Mehmed Fırıncı Ağabeyin Aziz Hatırasına Kitabı

İstanbul Kültür Eğitim Vakfı Yayınları

İst. 2020

Bu konuda geri bildirim bırakın

  • Değerlendirme
X