Nükteler

Güneşe Düşen Su Damlası

Güneşe Düşen Su Damlası

Güneşin hararetini onun kudreti olarak kabul edersek, onun zıddı olan su, bu güneşe ârız[1] olamıyor. Yerden buharlaşan sular kısa bir yolculuktan sonra, tekrar yağmur olarak yere iniyorlar.

Güneş sudan her zaman münezzeh ve uzak bulunuyor.

Bu güneşe bir damla suyun çıkmasına ihtimal verdiğiniz takdirde, artık denizlerin ve okyanusların da oraya taşınmasına yol açmış olursunuz. Bu noktada, bir damla su ile bir okyanus arasında fark yoktur. Her iki hâlde de güneşe acz girmiş ve onun harareti sönmeye yüz tutmuş demektir.

İşte, Kadîr-i Zülcelâl’in tecezzî[2] ve inkısamı[3] gayr-i kābil[4] ve zâtî ve ezelî olan bu nihayetsiz kudreti nazarında da bir tek nefsin yaratılışı veya ba’si[5] ile bütün insanların yaratılışı ve ba’si arasında zerre miskal fark tevehhüm[6] edilse, misaldeki güneşe bir damla su düşmesi gibi, o kudrete de bir zerre aczin girdiği vehmedilmiş olur.


[1]       Ârız: Asılda mevcut olmayıp sonradan ortaya çıkmak.

[2]       Tecezzî: Küçük parçalara ayrılma, bölünme.

[3]       İnkısam: Bölünme, kısımlara ayrılma, parçalanma.

[4]       Gayr-i kābil: Mümkün olmayan, imkânsız.

[5]       Ba’s: Yeniden diriltilme.

[6]       Tevehhüm: Asılsız şüpheye düşme, kuruntuya, vehme kapılma.

Bu konuda geri bildirim bırakın

  • Değerlendirme
X