Nükteler

Dünyayı kesben değil, kalben terk etmek

“Dünyayı kesben değil, kalben terk etmek”[1]

İnsan dünyaya çalışmalı, muvaffakiyetin[2] şartlarını hakkıyla yerine getirmeli, fakat asla ona kalbini bağlamamalıdır.

Bilindiği gibi insan; ineğin sütünü sağar, etinden istifade eder, fakat onu odasının başköşesine bağlamaz. İneğin yeri oda değil, ahırdır.

Öyle de insan dünyadan istifade eder, para kazanır, mal mülk sâhibi olur. Bunlar dünya hayatı için gereklidir, fakat insan bunları vesile olarak bilmeli, gaye yapmamalıdır.

İnsan parasını kalbine değil, kasasına koymalı. Kezâ, sarayını gönlüne değil arsasına kurmalıdır. Zira kalp Samediyetin[3] âyinesidir,[4] mârifet[5] ve muhabbete mahal[6] olmak için yaratılmıştır.

İnsan, Beytullah[7] mesâbesindeki[8] kalbine servet, makam, teveccüh-ü nâs[9] gibi şeyleri koymamalı ve o kalbin nezâhetine[10] halel[11] vermemelidir.


[1]       Nursî, Mesnevî-i Nuriye, RNK Neşriyat, İstanbul 2020, s. 125.

[2]       Muvaffakiyet: Başarılı olma, başarı.

[3]       Samediyet: Allah’ın hiçbir şeye muhtaç olmayıp, her şeyin O’na muhtaç olması.

[4]       Âyine: Ayna.

[5]       Mârifet: Allah’ı bilme, tanıma.

[6]       Mahal: Yer.

[7]       Beytullah: Allah’ın evi, Kâbe.

[8]       Mesâbesinde: Değerinde, hükmünde, yerinde, karşılığında.

[9]       Teveccüh-ü nâs: İnsanların alâkası, yönelmesi.

[10]      Nezâhet: Ahlâk temizliği, temizlik, saflık.

[11]      Halel: Bozukluk, eksiklik, fesat, noksan.

Bu konuda geri bildirim bırakın

  • Değerlendirme
X