Talebelerinin Dilinden

Mehmet Kırkıncı Hocaefendi

Mehmet Kırkıncı Hocaefendi

Bir insanın neler yapabileceğini anlamak için böylesine büyük insanları tanımak gerekir. Tahmin ederim, 25 yaşına kadar tahsilini tamamladı, ondan sonra hep adam yetiştirdi. Onu ilk defa 1956 yılında Erzurum’da dinlemiş, ibareleri okuyup, anlatmasına hayran olmuştum. 50 senedir, durup, dinlenmeden okudu, anlattı. Şimşek gibi bir zekâ, konuyu havada yakalıyor, kelimelere hakimiyeti belli olurken öyle misaller getiriyor ki zihinler aydınlanıyor. İlim ve ibadet insanı ne kadar yüceltiyor! İslamiyet’in böylesine üstün insanlar yetiştirmesi, imanıma güç katmıştır.

Son eseri İçtihat Nedir? Âyet ve hadislerle meseleyi ele alıyor, Meclis-i şura bölümünde istişarenin önemine parmak basıyor. Hiç şüphe yok ki, fertten, aileden, şirketten, devlete kadar hepsinin istişareye su gibi, ekmek gibi ihtiyaçları var, ne yazık ki en çok ihmal edilen de bu ve çekilen çilelerin sebebi de istişareden uzak kalmaktır. Dünya üzerinde kolektif kültür, kolektif bilgi varken, birkaç kafanın bir araya gelip karar vermesi elbette çok iyi olacaktır. Artık bir beyin sosyal problemleri çözmeye yetmiyor.

Aynı kitabın “Ehil olmayanların içtihatları” kısmına gelince dert teşhis edilip, derman sunuluyor.

Hele hele “Bu millet içtihattan ziyade irşada ve ikaza muhtaçtır.” cümlesi halimizi anlatmaya yetiyor.

Eserleri: Ruh Nedir?, Kader Nedir?, Alevilik Nedir?, Nükteler, Hikmet Pırıltıları, Dârü’l Harb Nedir?, Fikir Damlaları, Gönül Damlaları, Nasıl Aldanıyorlar? Siyasette Ölçü, Bediüzzaman’ı Nasıl Tanıdım? Cihad Sahasında Bediüzzaman, İrşad Sahasında Bediüzzaman, Irkçı Bölücülüğe Karşı İslam’da Birlik, Nasıl Bir Maarif?, Bediüzzaman ve Tasavvuf ve İçtihat Nedir?

Görülüyor ki hocamız, Müslümanların derdini kendine dert etmiş, onlara şifa olacak kitapları yazmış, okuyucuyu manen doyurmuş, pek çok kimse sorularının cevabını bu eserlerde bulmuştur.

Mehmet Kırkıncı Hocaefendi bir İslam âlimidir. Böylesine bir alimin Bediüzzaman Said Nursi’yi alim olarak kabul etmesi, onun prensiplerine sadakat göstermesi, yıllar boyu Risale-i Nurları okuyup anlatması, bize güven vermiştir. Said Nursi yıldırımların paratoneriydi, o yıldırımları zararsız hale sokmakla kalmadı, onlardan faydalanmasını bildi ve karanlık dünyamızı aydınlattı. İslamiyet ne büyük bir din ki, benim gibi kimseleri bataklığa saplanmaktan korudu.

Hocamız, talebelerini ilimde en son noktaya sevk etti. Onlar da bunu başardı. İlmin ve fikrin çölü olan beldeleri vahaya çeviren bu aziz insan, büyüktür! Zaten İslamiyet’i anlamayan Müslüman’ı da anlayamaz.

Hekimoğlu İsmail

Bu konuda geri bildirim bırakın

  • Değerlendirme
X