Cenâb-ı Hakk’ın “Kadir” İsmiyle “Hakîm” İsmi
Birbirine Karıştırılmamalıdır!
Günümüzde bazı safdil kimseler arzu ile fikri yahut hayal dairesi ile akıl dairesinin muktezalarını birbirine karıştırmakta ve memleket meselelerinin hâllinde gerçekçi olmayan reçeteler takdim etmektedirler. Bu görüşlerin bu şartlar altında kabil-i tatbik olmadığını izah edenlere de şu gerekçe ile karşı çıkmaktadırlar: “Cenâb-ı Hak her şeye kādir değil mi?”
Evvelâ şunu belirtelim ki, Cenâb-ı Hakk’ın her bir isminin muktezası ayrı ayrıdır. Bir isminin muktezasını diğerinden istemek dalâlet ve felâkettir. Meselâ, Cenâb-ı Hak Kādir ismiyle bir çocuğu bir anda yaratmaya muktedirdir. Fakat dünya, Dâru’l Hikmet olduğundan Kādir isminin tecellisi Hakîm ismiyle sınırlandırılmıştır. O çocuğu dokuz ay ana karnında terakki ettirmekte, bunu takiben dünyaya göndermekte, dünyada da tedrîcen, an be an büyütmektedir.
Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinin muktezalarını izah noktasında şöyle bir misal daha verebiliriz: Bir Müslüman Allah’ın emirlerini yerine getirdikten sonra, Cenâb-ı Hakk’ın Rahîm ve Gafûr isminden istimdad edebilir. Yani önce namazını kılıp, itaatini yapacak ve günahlardan sakınacak, sonra da Cenâb-ı Hakk’ın rahmet ve merhametine sığınacaktır. Yoksa ibâdeti terk edip kendini aldatarak “Allah Rahîmdir, Gafûrdur.” demek, insanı Kahhâr isminin te’dibiyle tokat yemeğe götürebilir.
Evet, dünyada muvaffakiyetin ve muzafferiyetin ölçüsü, Cenâb-ı Hakk’ın Hakîm isminin gereği ile amel etmekledir. Yani “âdetullah” ve “sünnetullah” kanunlarına hakkıyla uymak gerektir. Dünyada başarı ve terakki isteyen insan evvelâ zaman ve mekânın durumunu dikkate alarak gayret gösterecek, sonra Kādir ismine sığınacaktır. Yoksa “Allah her şeye kādirdir” diye tohum ve çekirdeği ambarda bekleten veya çorak bir araziye atan insan, Cenâb-ı Hakk’tan bağ ve bahçe bekleyemez. Böyle bir insan, Zemherir ayında tohumu serperek gül derlemek isteyen hayalperestten farksızdır.
İnsan, zaman ve mekânın kabiliyetini dikkate alarak tohumunu tarlaya serpmeli; tohumun büyümesini, gelişip semere vermesini de Kādir isminden beklemelidir. “Allah Kādirdir” diye, yüzme bilmeden denize dalan adamın âkıbeti boğulmaktır. Cenâb-ı Hakk’ın Hakîm ismine muhalefet ettiğinden Celâl tokadını yiye yiye yok olup gidecektir. Bu fıtrat kanunudur, ilâhî kanundur. Kanunun hükmü umûmîdir, hayatın her safhasında ve her cephesinde geçerlidir. Dolayısıyla içtimâî ve siyasî hayatta da cârîdir.
İçtimâî ve siyasî hayatta muvaffak olmak da, Cenâb-ı Hakk’ın Hakîm isminin muktezasına uyarak hareket etmekle mümkündür. Yoksa “Cenâb-ı Hak Kādirdir” deyip, memleket şartlarını göz önüne almadan hareket etmenin zarardan başka hiçbir faydası yoktur.

Bu konuda geri bildirim bırakın