“Erzurum Kültür ve Eğitim Vakfı”nın Kurulması (1979)-Halil Ahmet Kırkkılıç

İlk yıllarda Üniversite öğrencilerinin kaldığı evler/medreseler genellikle kiralıktı ve kiralarını da öğrenciler öderdi. Sonradan bazı mülk medreseler alındı. Bunların tapusu bazı Risale-i Nur talebeleri üzerine yapıldı. Esasen bu kişiler de büyük ölçüde o medresenin parasını veren kişilerdi. Ancak bunlar şahısların değil cemaatin malıydı. Tapu sahibi kişilerin vefat etmesi halinde, her zaman o kişilerin çocuklarının bu malları temellük etme ihtimali vardı.
Öğrenciler çoğalıp ikamet ihtiyacı artınca yurt yapma düşüncesi ortaya çıktı. Yurtla birlikte mülkiyet problemi de çözülecekti. 1979 yılında Kırkıncı Hoca’nın önderliğinde Erzurum Kültür ve Eğitim Vakfı kuruldu.
Bir gün Bediüzzaman’ın hizmetinde bulunan talebelerinden Zübeyir Gündüzalp, Kırkıncı Hoca’ya hizmete ait mülklerin tapusunun kimin üzerinde olduğunu ve kendisinin üzerinde tapu kaydı olup olmadığını sormuştu. Kırkıncı Hoca da tapuları nur talebelerinin üzerine yaptırdığını söylemişti. Bunun üzerine Zübeyir Gündüzalp şöyle dedi: “Hocam, benim üzerime hizmet adına kayıtlı hiçbir şey yoktur, ben üzerime hiçbir şey almadım. Konya’da bulunan kardeşimi de bir gün yanıma çağırdım ve ona şöyle dedim: “Eğer ben öldükten sonra herhangi bir kimse benden alacağı olduğunu söylerse onu hemen ver; fakat benim alacağım var diye birisi bir şey getirirse onu alma.” Kırkıncı Hoca, Zübeyir Gündüzalp’in bu davranışının kendisi için örnek olduğunu, kendisi gibi başkasının da tapu sorumluluğuna girmemesi için Vakfı kurduklarını ve hizmetin bütün mal varlıklarının bu vakfa tapu edildiğini ifade etmektedir (Kırkıncı, 2013).
İstanbul’da kuruluşu 1990 yılında tamamlanmış olan Suffa Vakfı da yine onun teşvikleriyle en yakın arkadaşı Erzurum milletvekili Osman Demirci ve arkadaşları tarafından kurulmuştur.
Prof. Dr. Halil Ahmet Kırkkılıç, Hayatını Risale-i Nur’a Vakfetmiş Âlim Bir Şahsiyet: Mehmet Kırkıncı

Bu konuda geri bildirim bırakın