Güneş Işığına Kapalı Pencereler
Güneş doğduğu zaman, bir şehirdeki bütün evleri ziyâsıyla ihata ediyor. Yalnız, pencerelerini kalın perdelerle kapayanlar bu güneşten istifade edemiyorlar.
Bununla beraber güneş, o perdeleri kapalı evlerden de ziyâsını çekmeyip, bıkmadan ve usanmadan o hâneleri bekliyor ve her ne zaman bir perde ufacık da aralansa, ziyâsıyla derhâl içeriye nüfûz ederek o hâneleri de aydınlatmaya başlıyor.
İşte, Erhamü’r-rahimîn olan Allahü Azîmüşşân da rahmet ziyâsı ile kalp pencereleri açık olan umum mü’minlerin kalplerini nurlandırdığı ve hânelerini aydınlattığı gibi, kalp pencerelerini isyan ve günah perdeleriyle kapatmış olanlardan da bu perdeleri tevbe ve istiğfar ile açtıkları takdirde, o muhit rahmetini esirgememektedir.
Bir mü’min de bu âdetullaha[1] tatbik-i hareket[2] ederek, Cenâb-ı Hakk’ın ona lütfettiği îman, mârifet[3] ve muhabbet ziyâlarından diğer insanları da istifade ettirmek için daima çalışacak, yani bir güneş gibi onlara devamlı sûrette durmadan ve dinlenmeden tebligat ziyâlarını serpecek ve her kimde hidâyet bâbında bir aralık bulsa, derhâl ziyâsını oraya akıtacak ve insanı aydınlatmaya sa’y ü gayret[4] edecektir.
[1] Âdetullah: Cenâb-ı Hakk’ın iradesi ile kâinatta devam ettirdiği usûl, kanun ve nizamı.
[2] Tatbik-i hareket: Hareketini uydurma.
[3] Mârifet: Allah’ı bilme, tanıma.
[4] Sa’y ü gayret: Gayretle çalışma.

Bu konuda geri bildirim bırakın