Nükteler

Îmanın Tecezzîyi Kabul Etmemesi

Îmanın Tecezzîyi[1] Kabul Etmemesi

Yeni dünyaya gelen bir çocuğun kalbi veya kafası olmazsa, o çocuk yaşayamaz. Diğer âzâlarının sağlam olması onun yaşamasına kâfi gelmez. Aynı şekilde, bir odanın da dördü duvar, birisi tavan ve birisi de taban olmak üzere altı rüknü bulunmakta ve bunlardan birisinin olmaması hâlinde orada oturulamamaktadır.

Diğer bir ifadeyle, bir adamdan bahsettiğimiz zaman, onun bütün âzâlarını da kastetmiş olduğumuz gibi, bir odadan bahiste de onun bütün rükünlerini ifade etmiş oluyoruz. Bu âzâlarda veya rükünlerde tefrik yapmıyoruz.

İşte bu misaller gibi, îman da altı esastan meydana gelmiş bir bütün olup, bir tek rükne îman etmeyen kimse îman dairesinden çıkmakta ve diğer rükünlere inanması veya inandığını zannetmesi, onu küfürden kurtaramamaktadır.

Bir Başka Misal

Îmanın tecezzî kabul etmemesine bir başka misal olarak abdesti verebiliriz.

İnsanın herhangi bir âzâsında abdest bozacak bir hâl vuku bulduğunda bütün abdesti bozulur. Yani abdest bozulması sadece o uzva münhasır[2] kalmaz. Zira abdest, tecezzî kabul etmez.

Îman da öyledir. İnsan, îmanın diğer beş rüknüne îman etmekle beraber, sadece meleklere inanmazsa kâfir olur.


[1]       Tecezzî: Küçük parçalara ayrılma, bölünme.

[2]       Münhasır: Ait, sınırlı, bir şeye mahsus olan.

Bu konuda geri bildirim bırakın

  • Değerlendirme
X