Sonuç-Halil Ahmet Kırkkılıç

Yaşadığı dönemde adından sıkça söz ettiren Mehmet Kırkıncı Hoca Türkiye’nin önde gelen kanaat önderlerinden âlim bir şahsiyetti. Hiçbir resmî görevi olmamakla birlikte etkin bir şahsiyet olması incelenmesi fazlasıyla hak etmektedir.
İlim aşığı biri olması Kırkıncı Hoca’nın öncelikle bahsedilmesi gereken önemli bir özelliğidir. Hocasının vefat etmesi veya ayrılıp başka yere gitmesi hiçbir zaman tahsilini yarıda bırakmasına sebep olmamıştır. Bir hocasıyla irtibatı kesilmişse hemen ikinci bir hoca bularak ondan ders almaya devam etmiştir. Bu şekilde klasik medreselerde okutulan aklî ve naklî ilimlere dair bütün kitapları hocalarının nezaretinde okumuş, hem naklî ilimler hem aklî ilimler alanında icazet almıştır.
Uzun süre ders aldığı dört hocasından her biri Bediüzzaman Said Nursî’yi tanıyor ve ondan sitayişle bahsediyorlardı. Bu durum Kırkıncı Hoca’yı da Bediüzzaman’ı ziyaret etmeye ve eserlerini okumaya vesile olmuş; sonuçta hayatını sadık ve fedakâr bir Nur Talebesi olarak geçirmiştir. Klasik İslâmî ilimlere çok iyi vakıf bir alim olarak günümüz şartlarında Risale-i Nurların ne kadar önemli eserler olduğunu anlamış ve ömrünü bu eserleri anlatarak geçirmiştir.
Kırkıncı Hoca, Bediüzzüman’ı sadece bir defa ziyaret etmiş olmakla birlikte İslâmî ilimler konusundaki bilgisi, Nur Hizmetindeki samimiyet ve başarısı, sosyal olayları anlamadaki kıvrak zekâsı, cesareti ve kararlılığı sebebiyle Nur Cemaati içinde Bediüzzaman’a uzun süre hizmet eden öğrenceleri kadar etkili olmuştur. Özellikle onun üniversite camiasına yönelmesi ve Erzurum Üniversitesi’nden mezun olup onun sohbetini dinlemiş olan öğrencilerin Türkiye’nin farklı üniversitelerinde öğretim üyesi olarak görev almaları onun etkinliğini daha da arttırmıştır.
Kırkıncı Hoca aynı zamanda çok yazan bir yazardır. Vefatıyla birlikte geride otuz yedi adet kitap bırakmıştır. Bu kitapların çoğu onun sohbetlerinden derlenerek hazırlanmış olsa da, önemli bir kısmı toplumsal açıdan problem teşkil eden dini konularla ilgilidir. Risale-i Nura hizmetin yanı sıra Kırkıncı Hoca’nın en çok yapmak istediği şeylerden birisi ülke insanının şikak ve nifakına sebebiyet verecek problemleri bertaraf etmektir. Bu sebeple vatanın ve milletin bütünlüğüne büyük önem vermiş, ayrılık ve gayrılığa sebebiyet verecek konuları çözümleme yoluna gitmiş, eserlerinin önemli bir kısmını bu tür konulara tahsis etmiştir.
Bediüzzaman Said Nursi’nin siyaset alanında Nur mesleğindeki temel prensibi “Şeytan’tan ve siyasetten Allah’a sığınırım” şeklinde olmuştur. Kırkıncı Hoca’nın da temel prensibi bu idi. Ancak bu prensip siyasetçilerle tamamen ilişkiyi kesmeyi gerektiren bir kural değildi.
Müslümanlar için biri tehlikelerden ve saldırılardan korunmak diğeri, Müslümanların önünü ve hizmet yollarını açmak olmak üzere iki önemli problemi vardı. Bazen bunları yapabilmek için siyasetin en tepesindeki şahıslarla ilişki kurmak gerekiyordu. Kırkıncı Hoca da bu maksatla devletin en tepesindeki siyasilerle irtibat kurmuş, onlarla yazışmış ve görüşmüştür. Bu görüşmeler bazen önemli sıkıntıları bertaraf etmiş, bazen de önemli faydalar sağlamıştır. Erzurum gibi bir Doğu ilinde oturup hemen bütün önemli devlet başkanlarıyla görüşmek ve etkili olmak öyle her hocanın yapabileceği bir şey değildir. Kırkıncı Hoca manevi bir kuluçka makinesi gibiydi. Binlerce öğrenci yetiştirip ülkenin yedi iklim dört köşesine göndermiştir. Ölümüyle her şey bitmemiş, arkasından bıraktığı kitaplar, öğrenciler ve müesseseler vasıtasıyla hala etkinliğini sürdürmektedir. Nur Cemaati deyince günümüzde de ilk akla gelen isimlerden birisi Mehmet Kırkıncı Hoca’dır.
Prof. Dr. Halil Ahmet Kırkkılıç, Hayatını Risale-i Nur’a Vakfetmiş Âlim Bir Şahsiyet: Mehmet Kırkıncı

Bu konuda geri bildirim bırakın