Sohbetlerden Hatıralar

Sorumuz Kalmadı

Sorumuz Kalmadı

Altmışlı yıllardı. Buradaki Üniversitede Marksist zihniyet hâkimdi. Üniversitedeki talebeler de bizim medresenin yerini öğrenmişlerdi. Ara sıra “size sorularımız var” diye haber gönderiyorlardı. Biz de “buyurun gelin” diyorduk.

Bir gün öğle namazına yakın bir grup üniversite talebesi geldiler. Ellerinde yazdıkları sorular vardı. Onlara dedim ki, “siz oturun çayınızı için. Biz namaz kılacağız. Siz namaz kılmamaktan dolayı rahatsız olmayın. Namazdan sonra suallerinizi sorarsınız” dedim. Havayı yumuşatmak için de “bilirsek cevap veririz. Bilmezsek de siz bilmeyince ayıp olmuyor da biz de bilmezsek ayıp olmaz” dedim.

Namaz kıldık. Dedim, “bizim bir âdetimiz var. Namazdan sonra ufak bir ders okuruz. Siz çaylarınıza devam edin, dersten sonra sorularınızı cevaplarınız” dedim. Burayı(33. Söz) Vahdettin Hızıroğlu’na okuttum, izah ettim. Dedim ki, “benzemeyenler sadece insanlar mı? Hayvanlara bakın tıpatıp birbirine uymuyor. Ağaçlar öyle, yapraklar öyle. Bu nasıl bir ilmin neticesi” filan diye izah ediyorum. 

Dersi bitirdikten sonra “sorun bakalım sorularınızı” dedim. “Sorumuz yok” dediler. Israr ettim, “biz hep cevaplarımızı bu dersle aldık” dediler.

33. Söz derslerinden

Bu konuda geri bildirim bırakın

  • Değerlendirme
X