Hikmet Pırıltıları

Şuun-u İlâhiye ve İnsaniye

Şuun-u İlâhiye ve İnsaniye

Cenâb-ı Hakk’ın isim ve sıfatlarının tecellîsiyle mahlûkta tezâhür eden sıfat ve şe’nlerin,[1] Allahu Teâlâ’nın sıfat ve şuunatıyla müşâbeheti[2] yoktur. Mesela, bir talebe hocasından ilim öğrenmekte ve böylece kendisi de bir miktar ilim sâhibi olmaktadır. Fakat talebedeki bu ilim, hocanın ilmi değil, belki o ilmin bir tezâhürüdür.

Bu meseleyi şöyle bir misâlle biraz daha vuzuha kavuşturalım:

Elektriğin düğmesine dokunduğumuz zaman ampül yanmakta ve odamız ışıkla dolmaktadır. Lambada tecellî eden bu ışık, cereyanın bir tezâhürüdür. Fakat ne ışık, ne ampül ve ne de kablodaki teller cereyan değildirler. Cereyan bunların hiçbirine benzememektedir.

Âlim bir zâtın bir vecize yazdığını farz ediniz. Bu vecizede o zâtın ilmi görünür. Fakat ne o yazı ve ne de yazının ihtiva ettiği mânâ, o âlim zâtın ilminin kendisi değildir. Sadece, ilim o yazıda tezâhür etmiştir. Kalemin ucunda da yazının kendisinde de ilim bulunmamaktadır.

Bir eserde tecellî eden güzellik ustadan gelmektedir. Lâkin o güzellikle ustanın ilminin, sanatının ve zâtının güzellikleri arasında hiçbir benzerlik bulunmamaktadır.


[1]       Şe’n: İş, fiil.

[2]       Müşâbehet: Benzeme.

Bu konuda geri bildirim bırakın

  • Değerlendirme
X