Hikmet Pırıltıları

Mutlak Eşitlik Mümkün müdür?

Mutlak Eşitlik Mümkün müdür?

Mutlak eşitlik nizam arasında tezat vardır.

Bir bedende mutlak eşitlik olabilmesi için âzâların ya tamamının beyin olması veya hepsinin ciğer olması veya kemik olması vs. lâzım gelir. Bu takdirde ise insan vücuda gelemez. Elde mutlak eşitlik olması hâlinde, bütün parmakların baş parmağı veya şehâdet parmağı olması icab eder. O hâlde de el bir iş yapamaz.

Aynı şekilde bütün kâinatın ya güneş veya ay veya toprak ilââhir olması lâzım gelir. Bu takdirde de kâinat neticesiz kalır.

Bu durum bir atom içerisindeki çekirdekle, elektronlar arasında da söz konusudur.

Mutlak eşitliğin bir ailede dahi icrası mümkün değildir. Bir ailede mutlak eşitlik olabilmesi için ya bütün aile fertlerinin baba olması veya anne olması veya evlât olması icab eder. Böyle bir ailenin ise meydana gelmesi dahi düşünülemez. Aynı şekilde büyük bir aile olan devlette de bütün fertlerin mutlak mânâda eşit olmaları mümkün değildir.

Müsâvat/eşitlik, ancak hukukta olur. Baba da, evlât da hukuk karşısında müsâvi oldukları gibi, padişahla bir nefer de müsâvidirler. Bunlardan hiçbiri, diğerinin hakkına tecâvüz etme hususunda bir imtiyaz sâhibi değildir.

Aklın alacağı yol ancak budur. Diğer yolun, yani mutlak eşitliğin tahakkukunu[1] tevehhüm[2] edenler önce zîhayatlar içerisinde müsâvatın teminine çalışsınlar. Yani, mesela merkepler ile müsâvi olmanın yollarını arasınlar. Zira bunun yolunu bulamadıkları takdirde, bir gün merkepler boykot ederek onların kapılarına dayanıp: “Yeter, şimdiye kadar siz insan oldunuz, bundan sonra da biz olacağız!” diyebilirler.


[1]       Tahakkuk: Gerçekleşme.

[2]       Tevehhüm: Asılsız şüpheye düşme, kuruntuya, vehme kapılma, delîle dayanmayan ihtimal üzerinde durma.

Bu konuda geri bildirim bırakın

  • Değerlendirme
X