Hikmet Pırıltıları

Muvâzene Sırrı

Muvâzene[1] Sırrı

“İmkân”ın tarifi, “mütesâviyü’t-tarafeyn”dir.[2] Bu taraflardan birisi yokluk, diğeri ise varlıktır.

Elimizde bir kalem ve önümüzde bir kâğıt bulunduğunu farz ediniz. Bu takdirde, bizim mesela, bir “a” harfi yazmamız imkânattandır. Yani yazmamızla yazmamamız, dolayısıyla da “a” harfinin meydana gelmesi ile gelmemesi müsâvidir. Bu hâlde “a” harfini yazmayı irade ettiğimiz takdirde bu harfi yazıyoruz ve böylece mezkûr[3] harf de vücuda gelmiş oluyor. Yazmadığımız takdirde ise yoklukta kalıyor.

“A” harfi yerine başka bir harf veya kelime yazmayı irade etmemiz hâlinde de mesele aynıdır.

Muvâzene sırrına göre, bu harflerin yokluk ve varlıkları birer terazi kefesi hükmünde olup, yazmayı irade etmemizden önce kefeler muvâzenededir. Yazmayı irade ettiğimizde varlık kefesi yukarı çıkıyor, yokluk kefesi ise aşağı iniyor. Değişik harfler yazmamız neticeye tesir etmiyor ve hangi harfi yazmayı irade etsek o harf vücud buluyor.

“İnsan şuun-u İlâhiyye’nin bir mikyasıdır.” düsturu tahtında verdiğimiz bu misâl gibi, Kadîr-i Mutlak her ne yaratmayı irade ederse, o şey için yokluk kefesi aşağı iner; varlık kefesi ise yukarı çıkar. Bu hususta küçük büyük, zerre şems farkı yoktur.

Hâlik-ı Zülcelâl kudret kalemiyle, kâinat kitabına, isterse bir zerre, isterse bir küre yazar. O’nun için mahlûkatın ihtilâfının, yazılan kelimelerin ihtilâfı kadar da ehemmiyeti yoktur. İşte:

“Hakikî ve hassas ve çok büyük bir mizan bulunsa, iki gözünde iki güneş veya iki yıldız veya iki dağ veya iki yumurta veya iki zerre herhangisi bulunursa bulunsun, sarf olunacak aynı kuvvet ile o hassas, azîm terazinin bir gözü göğe, biri zemine inebilir.”[4] cümlesinin bir vechi budur.

Yukarıda işaret ettiğimiz gibi, o azîm terazi imkân; muvâzenede olan gözler ise yokluk ve varlıktır.


[1]       Muvâzene: Denge.

[2]       Mütesâviyü’t-tarafeyn: İki tarafı birbirine denk olan; varlık veya yokluk konusunda eşit durumda olan.

[3]       Mezkûr: Adı geçen, sözü edilen, yukarıda anılan, zikrolunan.

[4]       Nursî, Sözler, s. 572.

Bu konuda geri bildirim bırakın

  • Değerlendirme
X