Hz. Ali ve Âl-i Beyti Seven Bir Müslüman’ın
İbadet Mükellefiyetinin Düşeceği İddiası-Halil Ahmet Kırkkılıç

Esasen bu iddia namaz konusunun genelleştirilmiş hâlinden başka bir şey değildir. Kırkıncı’nın bu konudaki açıklamaları şöyledir:Cenâb-ı Allah şöyle buyuruyor: “Hepiniz Allah’ın ipine sımsıkı sarılınız; bölünüp parçalanmayınız.” (Âl-i İmran, 3/103) . Allah’ın ipine sarılmak O’nu sevmekle olur; O’nu sevmenin ölçüsü ise Kur’an-ı Kerim’de şöyle belirtilmiştir: “De ki: Eğer Allah’a muhabbetiniz varsa hemen bana uyun ki, Allah da sizleri sevsin ve suçlarınızı mağfiretle örtsün. Allah Gafur’dur, Rahîm’dir (Âl-i İmran, 3/31). Burada belirtilen husus şudur: Allah’a imanınız varsa, elbette Allah’ı seveceksiniz. Madem Allah’ı seveceksiniz, Allah’ın sevdiği tarzı yapacaksınız. Yani Allah’ın sevdiği zata benzemelisiniz. Ona benzemek ise ona ittiba etmektir. Ne vakit ona ittiba etseniz Allah da sizi sevecek. Bu ayet-i kerime ve tefsirinden anlaşıldığı gibi Allah’ı sevmenin göstergesi, Peygamber Efendimize (sav) uymaya çalışmaktır. Bir mümin, itikat, ahlak ve ibadette Resûlullah’a benzemek ve onun getirdiği bütün ahkâmı mümkün olduğu kadar tatbik etmekle Allah’ı sevmiş olur. Ashab-ı Kiramın büyüklüğü, Resûlullah’a tabi olmakta en ileri seviyede olmalarındadır. Bu vadide, Hz. Ali ve Âl-i Beyt’in de müstesna bir yeri vardır. Öyleyse onları seven her mümin de onlar gibi Peygamberimize (sav) tabi olmakla mükelleftirler. Hülasa, Peygamberimiz (sav), Allah’ın sevdiği, razı olduğu insanların örnek alınmasını istediği üsve-i hasene/en iyi ve güzel insan modelidir. Bir mümin o Rehber-i Ekmel’e benzediği nispette Allah’ı sevmiş ve onun muhabbetini kazanmış olur (Kırkıncı, 2008). Yukarıda anılan Şûra 42/23’teki ayete ve Âl-i Beyt’in yaşayışına istinaden Kırkıncı, “Hz. Peygamber’in hısımlık ve akrabalığına dayanarak, ibadette gevşeklik bile göstermek Âl-i Beyt in kendine caiz olmazken, bazılarının Âl-i Beyt e olan muhabbetlerine güvenerek ibadeti terk etmeleri hangi akıl, hangi delille izah edilebilir, düşünülsün (Kırkıncı, 2008)” yorumunda bulunarak bazılarının “Bizim namazımız kılınmış” tarzındaki iddiasının mesnetsiz olduğuna dikkat çekmiştir.
Prof. Dr. Halil Ahmet Kırkkılıç, Sünni-Alevi Beraberliğini Zedeleyen Dinî Nitelikli Bazı Asılsız İddialar Hakkında Mehmet Kırkıncı’nın Görüşleri

Bu konuda geri bildirim bırakın