Talebelerde Teşebbüs Rûhunu Uyandırmak
Bediüzzaman Hazretleri: “Maîşet[1] için tarîk-ı tabiî[2] ve meşrû’ ve zihayat; sanattır ziraattır, ticarettir.”[3] buyurarak, memleketin terakkî ve tekâmülünü bu üç temele isnat ettirir. Ve yine: “Bence memuriyete veya imarete giren, yalnız hamiyet ve hizmet için girmelidir. Yoksa yalnız maîşet ve menfaat için girse, bir nevi çingenelik eder.”[4] ifadeleriyle de memurluğun bu üç esasa yardımcı bir hizmet olduğunu nazara vererek, mekteplerde okuyan gençlerimizi bu üç esasa teşvik eder. Ve onların birer müteşebbis olarak hayatın zorluklarına karşı mukavemet edebilecek şekilde yetiştirilmeleri hususunda eğitimcilere ikazda bulunur.
Evet, Batı milletlerinin terakkî ve teâlî sebepleri tetkik edildiğinde, Bediüzzaman Hazretleri’nin buyurduğu bu hakikatler tebâyün[5] eder. Amerika ve Avrupa’da tahsilini ikmal eden bir genç, yalnız kendi gayreti ve azmiyle, mensup olduğu devletten hiçbir yardım beklemeden, muvaffakiyeti için gayret gösterir. Bizim gençlerimiz ise sadece devletin kapısında memuriyet aramakla meşgul oluyor ve memuriyete nail olunca da, kendilerini dünyanın en bahtiyar insanı addediyorlar. Hâlbuki böyle bir zihniyet, millet ve memleketimiz için müthiş bir zarardır, teâlî ve terakkîmize mânidir. Şahsî teşebbüsü uyandırmak ve teşvik etmek, en başta maârifimizin vazifesidir. Bu hususta Amerika ve Avrupa’dan örnekler göstermeli, talim ve terbiye tarzımızla onların usûl ve metodlarını mukayese ederek aradaki büyük farklılığa nazar-ı dikkatleri celbetmelidirler.
Bir memleketin tekâmül ve teâlîsinin sadece memuriyetle olamayacağı açıktır. Memleketin yükselip payidar olabilmesi için Bediüzzaman Hazretleri’nin de işaret ettiği gibi, ticareti, sanatı, ziraati hakkıyla yapan ehil insanlar lâzımdır. Şu hâlde, okuyan gençlere bu ideali, bu şuuru, bu iktidarı kazandırmak icab eder.
İstidat ve kabiliyeti, salâhat ve mahareti kendinde cem eden müstakim, azimkâr ve faal gençlere muhtacız; taa ki istikbâlimiz teminat altına alınabilsin.
[1] Maîşet: Geçim yolu, meslek.
[2] Tarîk-ı tabiî: Tabiî yol ve yöntem.
[3] Nursî, Münâzarât, s. 39.
[4] Nursî, a.g.e., s. 39.
[5] Tebâyün: İki şey arasındaki aykırılık, zıddiyet, karşıtlık.

Bu konuda geri bildirim bırakın