10- Dine Ait Hakikatlerde İhtisas Ehline
Müracaat Edilmemesi
Günümüz insanı ilmî ve fennî sahalarda haklı olarak, ehl-i ihtisasa müracaat etmektedir. Bu hassasiyeti dini meselelerde çok daha fazlasıyla göstermesi gerekirken, böyle yapmayıp ya kendi aklı ile iktifa[1] etmekte yahut bu sahada ehliyetsiz kişilerin sözlerine itibar etmektedir. Hâlbuki dinde ehil olmayan kişi başka sahalarda mütehassıs[2] bile olsa, onun sözü dinde hüccet olamaz. Malûmdur ki, bir fende câhil olabilir. Onun sözü bu fende geçerli değildir. Mesela bir doktor tıp ilminde ne kadar terakki ederse etsin, sözü mimarlık ilminde delil kabul edilmez. Bu sahada ona müracaat edilmez. Hakikat böyleyken, mücerret akıl[3] ile kavranılması mümkün olmayan ‘İmanî, Kur’ânî ve dinî hakikatler’de insan ne kendi aklına güvenebilir ve ne de bu sahada ehil olmayan kimselerin sözüyle hareket edebilir. Bu hususta ona düşen: Dinde ehil zâtlara bizzat müracaat etmek yahut onların yazdığı eserlere başvurmaktır. Bunu yapmayanlar çoğu zaman kendi arzularını, vehim ve hayallerini fikir ile iltibas etmekle aldanıp, hakikatten uzaklaşmaktadırlar.
[1] İktifa etmek: Yetinme.
[2] Mütehassıs: Uzman.
[3] Mücerret: Soyut.

Bu konuda geri bildirim bırakın