Nükteler

Nasıl Kullanacağız?

Nasıl Kullanacağız?

Hiçbir eser kendi mahiyetini bilemez. Meselâ, bir motor kendisinin motor olduğundan habersizdir. Onun ne olduğunu ve neye yaradığını, onu kullanan zât bilmektedir.

Aynı şekilde göz, bir görme fabrikası olup, kendisinin ne olduğundan habersiz bulunmaktadır. Onu, ruh denilen efendi kullanmakta ve onun penceresinden bu âlemi seyretmektedir. Kulak da kendisinin işitme âleti olduğundan bîhaberdir.[1] Onu da ruh istîmal[2] etmekte ve bu âlemdeki seslerden istifade etmektedir. Diğer âzâ ve cihâzatımızı bunlara kıyas edebilirsiniz.

İnsan bedenindeki bu âletler, kendi mahiyetlerinden olmadıkları gibi, ruh da bir eser olduğu cihetle, o da kendi mahiyetini bilememektedir.

Gözün görme fiilinde, kulağın da işitme vazifesinde kullanılmakla kıymet kazanması misali, ruh da hangi gaye için yaratılmışsa ona harfiyen riayetle kıymet kazanacak ve ebedî saadete namzet olacaktır.

Hiçbir eser, kendisinin nerede ve nasıl kullanılacağına kendiliğinden karar veremeyeceği için, akıl da neleri sevip, nelerden nefret edeceğine, kime ibâdet edip, nelerden uzak duracağına kendisi karar veremez.

İşte Hâlik-ı Zülkemâl olan Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Hakîm’inde rûhumuzu ve ona bağlı bulunan cihâzat ve latifelerimizi nerelerde ve ne şekilde kullanacağımızı beyan buyurmuştur. O’nun yap dediğini yapmak, sev dediğini sevmek, kork dediğinden korkmak, oku dediğini okumak, rûhumuzun sıhhat ve terakkîsine[3] sebep olacaktır. Her mü’minin cennetten alacağı lezzet de bu sıhhat ve terakkî nisbetinde olacaktır.


[1]       Bîhaber: Habersiz, bilgisiz.

[2]       İstîmal: Kullanma.

[3]       Terakkî: İleri gitme, ilerleme, gelişme.

Bu konuda geri bildirim bırakın

  • Değerlendirme
X