Yaban Keçileri
Bir insan, dağda yaban keçisi avlasa, ona hiç kimse bir şey söylemez. Ama bir başkasının keçisini tutup kesse, hırsızlık etmiş olur ve ceza görür. Kanunlara itaatli hiçbir kimse böyle gayrimeşrû bir işe teşebbüs etmez.
Fakat devletin kanun ve nizamına isyan eden bir dağ eşkıyasının nazarında ise yaban keçisi ile başkasının keçisi arasında hiçbir fark yoktur. Bulduğuna sâhip çıkar, kendi malı ve hakkıymış gibi yer. Yakalandığında çarptırılacağı cezayı aklına getirmez bile.
Aynen bu eşkıya gibi; bu kâinatın mâliki ve umum mevcûdatın hâlikı olan Rabb’ül-âlemin’e îman etmeyerek isyan eden bir kimse için de her şey ve herkes yaban keçisi mesâbesinde[1] demektir. Böyle bir insan, mahkeme-i kübrâyı[2] ve ebedî cehennem azabını düşünmeyeceğine göre, beş kuruşluk menfaati için nihayetsiz cinayetler işleyebilir ve hatta babasını da öldürebilir.
Dünyevî cezalar ve hapis korkusu onu bu vahşetlerden geri alamaz ve alamıyor da!
Ey insan-ı vahşi! Şu bağıstan-ı âlemdeki[3] umum mevcûdatı sâhipsiz ve hâmisiz[4] mi zannediyorsun?
[1] Mesâbesinde: Değerinde, hükmünde, yerinde, karşılığında.
[2] Mahkeme-i kübrâ: Öldükten sonra âhirette Allah’ın huzurunda kurulacak olan büyük mahkeme.
[3] Bâğıstân-ı âlem: Âlem bahçesi.
[4] Hâmi: Koruyucu.

Bu konuda geri bildirim bırakın