Nükteler

Kimden Soracağız?

Kimden Soracağız?

Bir insan hangi ders ve sohbetle yetişirse onun rengiyle boyanır. Meselâ, tıp profesörlerinin ders ve sohbetiyle boyanan talebeler doktor, teknik üniversite profesörlerinin ders ve sohbetiyle boyanan talebeler ise mühendis olurlar.

Aynı şekilde İslâm ulemâsı da Kur’ân ve hadîs-i nebeviyenin sohbetiyle ve icmâ-i ümmet[1] ve kıyas-ı fukahânın[2] dersiyle yetişiyorlar. Ancak bu sohbet ve derslerden hakkıyla istifade edebilen zâtlar, başta bütün ilimlerin madeni olan mârifetullah[3] olmak üzere, Cenâb-ı Hakk’ın zât-ı akdesi,[4] sıfat-ı mukaddesesi[5] ve esmâ-i hüsnâsına[6] ait rububiyet[7] dairesi ile bu daireye karşı, insanların ne tarzda ubûdiyet[8] edecekleri hususlarını bütün teferruatıyla bizlere öğrettikleri gibi, kâinatın hilkatinden[9] taa bu dünyadan sonra gideceğimiz âhiret âlemine ait ahvâle kadar, daha birçok dakik meselelerden salâhiyetle bahsedebiliyorlar.

Bu meseleler, değil bu sahada hiç ihtisası[10] olmayanların, ihtisası tam olmayanların dahi söz söyleyemeyeceği İlâhî hakikatlerdir.

Bedeninde meydana gelen bir ârıza sebebiyle hemen doktora giden ve şayet o memlekette o hastalığın tedavisine ehil kimse yoksa, derhâl yurt dışına koşan insan, bu fâni hayatıyla kıyas kabul etmeyecek olan ebedî hayatı hakkında da rastgele kimselerin sözüyle oturup kalkmamalı, rûhuna da en az bedeni kadar hassasiyet göstererek meselenin mütehassıslarını[11] arayıp bulmalıdır.


[1]       İcmâ-i ümmet: Aynı asırda yaşamış İslâm âlimlerinden, müçtehit olanların şeriatın bir meselesi hakkında verilen hükümde birleşmeleri.

[2]       Kıyas-ı fukahâ: Hakkında âyet ve hadis olmayan hususlarda, hakkında âyet olanlara benzetilerek fıkıh âlimleri tarafından verilen hüküm.

[3]       Mârifetullah: Allah’ı bilme ve tanıma.

[4]       Zât-ı akdes: Her türlü kusur ve eksiklikten uzak olan Zât, Allah.

[5]       Sıfat-ı mukaddese: Mukaddes sıfatlar.

[6]       Esmâ-i hüsnâ: Allah’ın her an, her yerde ve her zerrede tecellî eden yüce varlığını, birliğini, kâinat üzerindeki mutlak hâkimiyetini ve bütün yönleriyle erişilmez bir mükemmelliğe sâhip bulunduğunu belirten ve yalnız O’na ait olan en güzel isimler.

[7]       Rububiyet: Allah’ın her varlığa, yaratılış gayelerine ulaşmaları için zarar verici şeylerden koruyup onları terbiye etmesi, tedbir, tasarruf ve egemenliği altında bulundurması.

[8]       Ubûdiyet: Kulluk, kulluğun gereklerini daha dikkatli bir şekilde yerine getirme, ileri derecede ibâdet ve kulluk etme.

[9]       Hilkat: Yaratma, yaratılma, yaratılış.

[10]      İhtisas: Uzmanlık.

[11]      Mütehassıs: Uzman.

Bu konuda geri bildirim bırakın

  • Değerlendirme
X